İlim Penceresi
14.08.2026

İslam Kardeşliği ve Getirdiği Sorumluluklar

İslam dini; kardeşlik ve toplumsal yardımlaşma/dayanışma gibi konularda, İnsanın bireysel yaşamı, toplumun siyasi ve hukuki düzeni gibi alanlarda belli başlı kurallar koyarak insanlara yol göstermiştir.
Peygamber Efendimiz'inﷺ Medine'ye hicretten sonra yaptığı Muâhât (kardeşlik) akdi buna güzel bir örnektir. Bu akit ile muhacir ve ensar kardeş ilan edilip beraber çalışmışlar, elde ettikleri kazancı paylaşmışlardır.


Modern dünyanın biz insanlara dayattığı bencillik, özgür olma adı altında toplumsal ilişkileri hiçe sayma gibi tutumların İslam ile ne kadar çelişik olduğu "Muâhât akdi" ile daha iyi anlaşılmaktadır. Ensar muhacire karşı bencil bir tavır sergilememiş, bilakis ona şehrini, evini ve en önemlisi kalbini açmıştır. İşte bu da bizlere İslam'ın kardeşliğe ne derece önem verdiğini ve bu kardeşlikle Müslümanlar üzerine birtakım sorumluluklar yüklendiğini göstermektedir.


Hz. Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
"Müslümanın Müslüman üzerinde altı hakkı vardır:
-Karşılaştığında selam verir.
-Davetine icabet eder.
-Aksırdığı zaman 'Elhamdülillah' derse 'Yerhamükallah' der.
-Hastalandığında ziyaretini yapar.
-Öldüğünde cenazesinin ardından yürür.
-Kendisi için sevdiğini o kardeşi için de sever.
(Dârimî, İstizan: 5; İbn Mâce, Cenaiz:43)
Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de ise:
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın, bölünüp parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız." (Âl-i İmrân, 103) Rabb'imiz ﷺ bu ayette "bölünüp parçalanmayın" buyurmuştur çünkü fert olarak veya bölünmüş gruplar halinde yaşayanların dinlerini ve milliyetlerini korumaları kolay değildir. Bu kişilerin sosyal, maddi ve manevi baskılar karşısında dayanma güçleri az olup daima din ve milliyetlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.

Efendimiz ﷺ ise mü'minleri bir vücudun organlarına benzetip bir uzvun hasta olmasıyla diğer uzuvların da uykusuzluk ve ateşli hastalığa tutulduğundan bahsetmiştir. (bk. Buhârî, Salat, 88, Mezalim, 5; Müslim, Birr, 65; Tirmizî, Birr, 18; Nesâî, Zekât, 67) Nasıl ki vücut organında oluşan bir rahatsızlık diğer organları etkileyip onları da rahatsız ediyorsa Müslümanın acısı, sıkıntısı, kederi de Müslüman kardeşini etkilemeli; kişi din kardeşinin felahı ve refahı için elinden geleni yapmalıdır.


Başta Filistin, Doğu Türkistan olmak üzere zalimin zulmüne maruz kalan Müslüman halkların durumu vücudun organında oluşan bir rahatsızlık mesabesindedir. Bu nedenle vücudun diğer organları yani bizler (diğer Müslümanlar) de bu rahatsızlıktan etkilenmeli, dertlenmeli ve kardeşlerimiz için elimizden geleni yapmalıyız. Tam da burada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: "Elinden geleni yapmak nedir?" Bu soruya öğrenilmiş çaresizlik ile: "Nefsine zor gelen noktaya kadar yardımdır." şeklinde, tabiri caizse kestirip atma bir cevap vermek doğru değildir. Şahsımca bu cevap/görüş güzel bir sonuca da götürmez. Örneğin, Müslüman her anında ve alanda boykot bilincinde olup - zorlansa bile - her alışverişinde, ticaretinde boykot bilincine uygun hareket etmelidir. Bir ürünü boykot edip diğer bir ürünü keyfi boykot etmemek doğru bir davranış değildir. Kendi için istediğini kardeşi için de istemeliyse kendi için istemediği bir şeyi kardeşi için de istememeli, empatik davranmalıdır. Hangi meziyeti varsa bunu zulme uğrayan kardeşleri için kullanmalıdır. Öğrenci, öğrenciliğini hakkıyla yaparak (maddi-manevi ilimleri derinlemesine kavrayarak, boş işlerle değil ilim ve ibadetle iştigal ederek), çalışan kişi, işinin hakkını vererek (işinde ehil olup kul hakkından sakınarak), ebeveynler, evlatlarını Allah yolunda, haram-helal hassasiyetiyle yetiştirerek ve en önemlisi yalnız Rabb'inden korkarak önce kendi ülkesinde Müslümanca bir hayat yaşatır, daha sonra mazlum kardeşine el uzatır. Her işe güç yetiren Rabb'ine mazlum kardeşleri için ettiği dualarla da vücut azaları artık sıhhate kavuşmaya başlar biiznillah.
Vücudun sağlığına, Müslümanların Mescid-i Aksa'ya tez zamanda kavuşması duasıyla. Vesselam...

 

Kaynakça:
-T.C. Üsküdar Üniversitesi, Bugünün Yalnızlığı İnsanlar Arasında İnsansız Kalma Hali
-İslam ve İhsan, Muhacir ve Ensar Arasında Kardeşlik Akdi: Muâhât
-Sorularla İslamiyet, Müslümanın, Diğer Müslümanlar Üzerindeki Hakları Nelerdir?
-Medium, Mazlum Coğrafyalar
-My Mecra, "Tepkiyi Etkiye Nasıl Çevirebiliriz?"- Savaş Şafak Barkçin

 

Berna Reyyan AKMAN

 

***********************************************