Fikri Aşırılıkla Mücadelede Hikmet ve Alimin Sorumluluğu
İslam düşünce tarihinin en sancılı dönemlerinden biri olan Hakem Olayı ve sonrasında filizlenen Haricilik hareketi, sadece geçmişte kalmış siyasi bir kopuş değildir. Aksine; nassları (ayet ve hadisleri) bağlamından kopararak sığ bir zahiri okumayla ele alan, kendisi gibi düşünmeyeni kolayca tekfir eden (dinden çıkmakla suçlayan) ve heyecanını ilminin önüne koyan her yapının prototipidir. Bu tehlikeli gidişata dur diyen İbn Abbas’ın (r.a.) Haricilerle yaptığı münazara, günümüz İslam dünyasındaki radikalleşme ve aşırı uçlara karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini gösteren en çarpıcı örnektir.
Bu tarihi hadiseden hareketle, günümüz gençliğini ve ümmetin geleceğini korumak adına çıkarılması gereken hayati dersleri şu başlıklar altında toplayabiliriz:
1. Aşırı Uçları Kendi Haline Bırakmamak ve "Fikri İhmalkarlık" Tehlikesi
Hz. Ali ve İbn Abbas, ordudan ayrılan binlerce gencin Harûra’da toplanıp radikalleşmesini uzaktan izlemekle yetinmediler. "Nasılsa yanlış yoldalar, ne halleri varsa görsünler" demediler. Onları kendi hallerine bırakmanın, toplumun bütününe yayılacak feci bir fitne doğuracağını çok iyi biliyorlardı. Bugün de modern dünyanın karmaşasında yönünü kaybeden, internet mecralarında sahte rehberlerin ağına düşen veya sloganik din söylemlerine kapılan gençleri kendi hallerine terk etmek veya onları sadece katı bir şekilde dışlamak ümmetin geleceğine ihanettir. Radikalleşen ya da fikri erozyona uğrayan kitlelerle teması kesmemek, onlarla ilgilenmek ve kapıları kapatmamak İslam’ın asıl davet metodudur. Onları ihmal etmek, toplumsal bağları koparan ve daha büyük fikri yarılmalara yol açan ayrılıkları ve cepheleşmeleri beraberinde getirir.
2. Gençliğin Enerjisini Bilgiyle Yoğurmak
Hariciler, samimi olarak ibadet eden, alınları secdeden aşınmış, geceleri sabaha kadar Kur'an okuyan insanlardı. İçlerindeki cehd ve cihad (Allah yolunda çaba gösterme) arzusu en üst seviyedeydi. Ancak bu muazzam enerjinin arkasında ilmi bir birikim ve fıkıhi bir derinlik maalesef yoktu. İlimsiz aksiyon, onları ümmetin kanını dökecek kadar kör bir vahşete sürükledi. Günümüzde de gençliğin içindeki adalet arayışını, heyecanını ve dinine hizmet etme gayretini (cihad anlayışını) doğru tanımlamak ve yönetmek zorundayız. Gençlerin bu samimi enerjisini doğru bir mecraya kanalize etmek ve yönlendirilmiş eksik cihad algısını düzeltmek adına, onları fikri körlükten kurtaracak olan şey; sloganlar değil, derin bir bilgi birikimidir. Eğer gençliğin enerjisi ilim süzgecinden geçirilmezse, harcanan tüm emekler sadece İslam’ın özüne zarar veren yıkıcı birer silaha dönüşebilir.
3. Hikmetle Mücadele Eden Alim Modeline Duyulan İhtiyaç
İbn Abbas, Haricilerin kampına giderken en güzel elbisesini giymiş, yumuşak bir dille konuşmuş, ancak delillerini sunarken çelik gibi sağlam durmuştur. O, fırka mensuplarına hakaret etmedi; aksine onların zihnindeki şüphe düğümlerini Kur'an’ın bütünsel mantığıyla tek tek çözdü. İslam dünyasının bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; vakayı iyi analiz eden sahaya hakim, hikmet ve kavl-i leyyin ile hareket eden İbn Abbas ahlaklı alimlerdir:
Sonuç: Kaba Kuvvete Karşı İlmin Zaferi
Münazaranın sonunda binlerce Haricinin silahını bırakıp tövbe ederek Hz. Ali’nin safına dönmesi, kaba kuvvete, silaha ve kine karşı ilmin, hikmetin ve samimi diyaloğun kazandığı en büyük zafer olmuştur. Eğer toplumdaki aşırı uçların panzehirini arıyorsak, bu reçete bellidir: Gençliği ihmal etmeyen bir şefkat, onların heyecanını doğru kanallara aktaracak rehberlik ve İbn Abbas gibi ilmini kuşanıp fitnenin merkezine hikmetle yürüyen cesur ve basiretli alimlerin sorumluluk yüklenmesi. İslam, kuru sloganların değil; akıl, kalp ve vahyin muazzam dengesiyle inşa edilen yüksek bir medeniyetin adıdır.
İBN ABBAS’IN HARİCİLERLE TARİHİ MÜNAZARASI
İbn Abbas’ın Haricilerle tarihi münazarası, İslam tarihinin en güçlü retorik, sabır ve ilmi ikna örneklerinden biridir. Sıffîn Savaşı sonrasındaki Hakem Olayı’nı bahane ederek Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan ve "Lâ hukme illâ lillâh" (Hüküm ancak Allah’ındır) sloganıyla Harûra bölgesine çekilen Haricileri ikna etmek için Hz. Ali'nin izniyle İbn Abbas bu görüşmeyi gerçekleştirmiştir. İşte o meşhur diyalog, öne sürülen iddialar ve İbn Abbas’ın ayetlerle getirdiği delillerin özeti:
1. Karşılaşma ve İlk İntiba
İbn Abbas, Haricilerin kampına en güzel elbiselerini giyerek gider. Onu bu şekilde gören Hariciler, "Ey İbn Abbas! Bu üzerindeki süslü elbise de nedir?" diyerek onu dünyalıkla suçlamaya çalışırlar. İbn Abbas, henüz münazara başlamadan şu ayetle ilk dersini verir:
"De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsleri ve temiz rızıkları kim haram kılmış?"(A'râf, 32)
Ardından ekler: "Ben Resûlullah’ın (s.a.v.) üzerinde bundan daha güzel elbiseler gördüm."
2. Haricilerin Üç Temel İddiası ve İbn Abbas'ın Cevapları
İbn Abbas onlara, "Resûlullah’ın amcasının oğlu (Hz. Ali) ve ashabına karşı içinizdeki bu öfkenin sebebi nedir?" diye sorar. Hariciler, Hz. Ali’yi tekfir etmelerine gerekçe olarak üç büyük iddia öne sürerler. İbn Abbas bu iddiaları Kur'an ayetleriyle tek tek çürütür:
1. İddia: "O, Allah’ın dininde insanları hakem tayin etti. Hâlbuki hüküm yalnızca Allah’ındır."
İbn Abbas’ın Cevabı: Allah, insanlar arasındaki bazı meselelerin çözümü için kulun hükmüne (hakemliğine) başvurulmasını bizzat Kur'an'da emretmiştir. Ayetlerle İspatı:
Aile İçi Geçimsizlik: "Eğer karı-kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin..." (Nisâ, 35)
Av Yasağı (İhramlıyken): "Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin... İçinizden iki adil kişi buna hükmetsin." (Mâide, 95)
Vurgu: İbn Abbas der ki: "Bir tavşanın bedeli veya bir kadının evliliği konusunda Allah insanları hakem tayin etmeye yetkili kılıyorsa, ümmetin kanının dökülmesini engellemek ve aralarını düzeltmek için hakem tayin etmek daha mı önemsizdir?"
2. İddia: "Savaştı fakat ne esir aldı ne de ganimet topladı. Eğer savaştıkları mümin idiyse onlarla savaşmak helal değildi; eğer kâfir idiyseler onlardan ganimet almak helal olmalıydı."
İbn Abbas’ın Cevabı: Karşı tarafta Müminlerin Annesi Hz. Âişe vardı. Ayetle İspatı: "Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri de müminlerin analarıdır." (Ahzâb, 6)
Vurgu: İbn Abbas turnusol kağıdı gibi bir soru sorar: "Siz ananız Hz. Âişe’yi diğer esirler gibi helal mi sayacaktınız? Eğer 'O bizim anamız değildir' derseniz dinden çıkarsınız (çünkü ayeti inkar etmiş olursunuz). Yok eğer 'Onu esir alır ve diğer kadınlar gibi helal sayardık' derseniz yine dinden çıkarsınız. Siz iki büyük sapıklık arasında sıkışıp kalmışsınız."
3. İddia: "Barış antlaşması imzalanırken isminden 'Emîrü'l-Müminîn' (Müminlerin Emiri) sıfatını sildirdi. Müminlerin emiri değilse, kâfirlerin emiridir."
İbn Abbas’ın Cevabı: Hz. Ali bu konuda bizzat Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sünnetine uymuştur. Hadisle İspatı (Hudeybiye Antlaşması): Hudeybiye Günü, Allah Resulü müşriklerle antlaşma yazdırırken "Bu, Allah’ın Resulü Muhammed’in kararıdır" buyurduğunda, müşrikler "Biz senin Allah'ın resulü olduğunu kabul etseydik zaten seninle savaşmazdık. Oraya Muhammed b. Abdullah yaz" dediler. Bunun üzerine Efendimiz, Hz. Ali’ye o sıfatı silmesini söyledi. Hz. Ali edebinden silemeyince, bizzat kendisi sildi ve "Ben Allah'ın Resulüyüm, siz beni yalanlasanız da bu böyledir" buyurdu.
Vurgu: İbn Abbas: "Allah Resulü o sıfatı silmekle peygamberliğinden çıkmadıysa, Ali de 'Emîrü'l Müminîn' sıfatını sildirmekle liderlikten çıkmaz."
3. Büyük Çözülme ve Sonuç
İbn Abbas’ın Kur'an ayetlerini nüzul sebepleriyle birlikte bütünsel bir şekilde ortaya koyması, önyargıyla körleşmiş olan Hariciler üzerinde şok etkisi olusturdu. İbn Abbas hitabını bitirirken onlara şöyle seslendi: "Artık bu düştüğünüz şüphelerden kurtuldunuz mu?" Hep birlikte: "Vallahi evet!" dediler.
Bu muazzam ilmi müdafaa ve diplomatik deha sayesinde, orada hazır bulunan yaklaşık 12.000 Hariciden 4.000 ila 8.000 arasındaki büyük bir kitle (kaynaklarda rakamlar değişmekle birlikte, ordunun yarısından fazlası) düştükleri hatayı anlayarak Hz. Ali’nin safına geri dönüp tövbe ettiler. Geriye kalan, ve fikirsel hatada ısrar eden mutaassıp grup ise daha sonra Nehrevan Savaşı'nda Hz. Ali'nin ordusuyla karşı karşıya gelmiş ve feci bir yenilgiye uğramıştır. Bu olay, İslam düşünce tarihinde "aşırılığa karşı ilim ve diyalogla verilen mücadelenin" en büyük nişanesidir.
Haricilik, İslam tarihinin ilk fırkalaşma hareketi olmasının ötesinde, her dönemde farklı isimler ve maskelerle ortaya çıkan "tehlikeli bir zihniyet kodudur." İbn Abbas’ın bu tarihi müdahalesi, günümüz sosyolojisine, tebliğ metoduna ve ilim dünyasına ışık tutacak muazzam bir manifesto barındırır.
KAYNAKÇA
Ahmed b. Hanbel. Müsned. Tercüme ve Şerh: Hüseyin Yıldız, Hasan Yıldız, Zekeriya Yıldız. İstanbul: Ocak Yayıncılık, 2014, c. III, s. 420-422. (İlgili Hadis Rivayetleri).
Belâzürî, Ahmed b. Yahyâ. Ensâbü’l-Eşrâf. (Fisat, Savaşlar ve Hakem Olayı Bölümü). Tercüme: Komisyon. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2022.
İbnü’l-Esîr, İzzeddin Ebü’l-Hasan. el-Kâmil fi’t-Târîh - İslam Tarihi Tercümesi. Çevirenler: Ahmet Ağırakça, Abdülkerim Özaydın. İstanbul: Bahar Yayınları, 1991, c. III, s. 245-249.
İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ İmâdüddin. el-Bidâye ve’n-Nihâye - Büyük İslam Tarihi. Çeviren: Mehmet Keskin. İstanbul: Çağrı Yayınları, 1995, c. VII, s. 510-515.
Taberî, Ebû Cafer Muhammed b. Cerîr. Taberî Tarihi (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi). Çevirenler: Zakir Kadiri Ugan, Ahmet Temir. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları (MEB), 1991, c. V, s. 88-92.
Heysemî, Nûreddin. Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid (Hadis Külliyatı). Çeviren: Komisyon. İstanbul: Ocak Yayıncılık, 2010, c. VI.
Fığlalı, Ethem Ruhi. İslam Tarihinde İlk İtikadi Mezhepler: Haricîlik. Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1984.
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV). İslam Ansiklopedisi.
"Haricîler" Maddesi (Müellif: Ethem Ruhi Fığlalı), c. 16, s. 169-175.
"İbn Abbas" Maddesi (Müellif: İsmail Cerrahoğlu), c. 19, s. 381-384.
"Hakem Olayı" Maddesi (Müellif: Mustafa Öz), c. 15, s. 166-169.
Ömer SERTAKAN
*******************************************