İlim Penceresi
02.09.2026

İslam'da Anne ve Babaya Bağlılığın ve İtaatin Önemi

Allah'a hamd olsun, Resûlullah’a salât ve selam olsun.

Anne ve babaya iyilikte bulunmanın İslam’da büyük bir yeri ve pek çok fazileti vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Allah’a ve Resûlü’ne itaat niteliği taşıması:

Yüce Allah şöyle buyurur:

“Biz, insana anne babasına iyi davranmasını emrettik.” (Ankebût, 8)

Bir başka âyette ise şöyle buyrulmuştur:

“Rabbin, yalnızca kendisine ibadet etmenizi ve anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara ‘öf!’ bile deme, onları azarlama ve onlara güzel söz söyle. Onlara merhametle tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Onlar beni küçükken terbiye ettikleri gibi Sen de onlara merhamet et.” (İsrâ, 23–24)

Nitekim Buhârî ve Müslim’de İbn Mes‘ûd (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

“Ey Allah’ın Resûlü! Hangi amel Allah katında daha faziletlidir?” diye sorulduğunda Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

‘Allah’a iman etmek, Resûlü’ne iman etmek ve ardından anne babaya iyilikte bulunmaktır.’ Bu konuda çok sayıda ayet ve sahih hadis bulunmaktadır.

 

2. Cennete girmenin vesilesi olması:

Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Ebû Hureyre (radıyallahu anh) şöyle demiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün!”

Sahabiler: “Kim ey Allah’ın Resûlü?” diye sordular.

Buyurdu ki: “Anne babasından biri ya da her ikisi yaşlılık hâlinde yanında bulunur da buna rağmen cenneti kazanamazsa!” (Sahîh-i Müslim, 4627)

3. Aile içi sevgi ve muhabbete vesile olması:

Anne babaya saygı ve itaate dayanan aile yapısı, karşılıklı sevgi ve güven ortamı oluşturur.

4. Şükür bilinci kazandırması:

Anne babaya iyilikte bulunmak, insanın hem dünyaya gelişine sebep olan ebeveynine, hem de küçüklüğünde gösterdikleri merhamet, bakım ve terbiyeye karşı bir şükür ifadesidir.

Yüce Allah şöyle buyurur:

“Bana ve anne babana şükret. Dönüş ancak Banadır.” (Lokmân, 14)

5. Evladın evladından iyilik görmesine sebep olması:

Kul, anne babasına nasıl davranırsa, Allah da ona aynıyla mukabele eder. Nitekim şu ayet bunu teyit eder:

“İyiliğin karşılığı yalnızca iyiliktir.” (er-Rahmân, 60)

Yüce Allah Kur’an’da kendine ibadeti ve tevhidi, anne ve babaya iyilikle birlikte anarak şöyle buyurdu:

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti.” (İsra/23)

Başka bir ayette:

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa/36)                        

Şüphesiz bu ayetler, ana babaya iyilik yapmak ve onlarla güzel geçinmenin önemini ortaya koymaktadır.

Ana babaya iyilik; onların isteklerini yerine getirmek, onlara saygılı olmak, dua etmek, sesi kısmak, onların yüzünde tebessüm etmek, onlara şefkat kanatları indirmek, öf bile dememek, bıkkınlık sözcükleri söylememek, onların hizmetinde bulunmak, onlarla istişare etmek, konuşmalarına kulak vermek, onlarla inatlaşmamak ve hayatta olduklarında veya ölümlerinden sonra bile onların arkadaşlarına ikramda bulunmaktır.

Ayrıca onların izni olmadan yolculuk yapmamak, onlardan daha yüksek bir yerde oturmamak, onlardan önce yemeğe başlamamak, eşini ve çocuklarını onlardan üstün tutmamak; onlara yapılan iyiliktir.

Onları sık sık ziyaret etmek, onlara hediye almak, küçükken seni yetiştirdikleri için onlara teşekkür etmek de iyilik şekillerinden sayılır.

Nasihat ve hatırlatmalarla onların arasında ki geçimsizliği ve tartışmaları azaltmak, mazlum olan tarafa özür dilemek, söz ve eylemle onun gönlünü almak da yapılacak iyiliklerdendir.

Babanızın üslubu ne olursa olsun güzel ahlaklı ol, onu kızdıran veya üzen her türlü eylemden kaçın. Ancak tüm bu davranışlar,

Allah’a karşı gelmemek veya günah işlememek şartıyla yerine getirilir. Şüphesiz Allah’ın hakkı, kulların hakkında önceliklidir.

Allah onları hidayete erdirmesi ve durumlarını düzeltmesi için dua et. Zira Allah her şeyi işiten ve duaları kabul edendir.

Evli kadının anne ve babasına karşı sorumluluğu evlenmeden önce olduğu gibi evlilikten sonra da devam etmektedir. Ancak koca ile anne ve babanın talepleri çakıştığı zaman kocanın rızası ve emirleri dikkate alınır. Bununla birlikte Müslüman karı ve Müslüman koca, anne ve babalarıyla çakışmamaları için özen gösterirler.

Evli kadının anne ve babasına yönelik riayet etmesi gereken önemli hususlardan biride: ara sıra ziyaret etmesi, yüksek tutarlı olmasa da uygun hediyeler vermesi, çocukların onları rahatsız etmelerini engellemek, karı koca arasındaki ihtilaf ve uyuşmazlıkları onlara taşımamak.

Anne ve baba nafakaya ihtiyaçları varsa ve onlara nafaka vermeye gücü yetiyorsa onlara nafaka vermesi vacip olur. Şayet onun özel malı yoksa ve kocasının durumu iyi ise kocasından yardım etmesini ister ve bu davranışıyla sevap kazanır inşallah.

Anne ve baba, nafaka ve terbiye konusunda kusurlu davransalar da onlara itaat ve iyilik yapmak hak olarak devam eder. Şüphesiz babanın çocuğuna haksızlık yapması terbiyesinde ihmalkar davranması, günah olup cezası mevcuttur. Ancak bu olay anne babaya karşı gelmeye neden olamaz zira bu en büyük günahlardan biridir.

Şayet çocukları hakkında kusurlu davranan babaya çocuğun onun karşısına gelme hakkı vermiş olsaydı, Müslümanların evleri harap olurdu. En ufak şüphede çocuk anne veya babasına karşı gelirdi ve mutlaka bir bahanesini bulur onlara kötülük yapardı. Sonuç olarak aile ve toplum dağılır ve bozulurdu.

İbn Baz Rahimehullah’a şöyle soruldu: Bir baba maddi imkanı olmasına rağmen oğluna gerekli terbiye ve bakımı yerine getirmemiş. Bu durumda baba ile oğul arasında sıla-ı rahim vacip olur mu?

Cevap: Evet, baba kötülük yapsa da kusurlu olsa da; oğul, babasına iyilik yapmakla yükümlüdür. Baba ise yaptığı taksirattan dolayı tövbe etmesi gerekir. Bununla birlikte babaya karşı gelmeye neden olamaz. Bilakis çocuk babasına iyilik yapmakla yükümlüdür. Yüce Allah kafir olan anne ve baba hakkında şöyle demiştir:

“Fakat dünyada onlarla iyi geçin.” (Lokman 15)

Hakkında kusurlu davransalar dahi, Çocuğa vacip olan; anne ve babasına iyilik yapması onlarla yumuşak davranması hoş ve güzel bir şekilde geçinmesidir.

“Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” (İsra 24)

Buradaki ifade genel adetle ilgilidir. Zira genellikle anne ve baba çocukların terbiye ve bakımlarını yaparlar. Çocuk anne ve babasına rahmet ile dua etmesi, nimete karşı şükretmesi gerekir. Bunu yapmayan istisna sayılır. İstisnanın üzerinde hüküm bina edilmez. Birisi şöyle der: çocuk doğduktan sonra anne ve baba veya birisi öldüğünde rahmetle dua edilmelerine hakları yoktur. Çünkü onun terbiyesini ve bakımını yerine getirmemişler. Onun terbiye ve bakımın yerine getiren için dua edilmelidir.

Anne ve babaya karşı gelmek büyük günahlardandır.

Abdurrahman b. Ebu Bekrete r.a babasından şöyle rivayet eder:  Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Üç defa: "Size büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi? Allah'a ortak koşmak, anne babaya karşı gelmek ve yalan şahitlik etmek -yahut yalan söz söylemek-" buyurdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaslanırken oturuverdi. Bunu o kadar çok tekrar etti ki biz: “Keşke sussa.” dedik. (Buhari 5976, Muslim 87)

Abdullah b. Amr r.a’dan rivayetle Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dedi: “Büyük günahlar: Allah'a ortak koşmak, anne babaya karşı gelmek, öldürmek ve yalan yere yemin etmek" (Buhari 6675)

Anne babaya karşı gelmek: Şer’i bir gerekçe olmaksızın anne ve babayı rahatsız eden her türlü söz ve eylemlerdir.

El Hafız b. Hacer Rahimehullah şöyle dedi: Şirk ve günah dışında anne babayı rahatsız eden her türlü davranış. (Fethul Bari 10/406) İ

kincisi: Müslüman bir kimsenin inancı gereği anlaması gereken ve gereği ile amel etmesi gereken en önemli bir husus, günah ne kadar büyük olursa olsun bu günahtan tövbe etme imkânıdır.

Yüce Allah şöyle dedi:

“De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer 53)

Anne ve babasına kötülük yapmış bir kişinin hemen tövbe etmesi gerekir. Zira yüce Allah tövbeleri kabul ettiğine dair söz vermiştir.

Yüce Allah şöyle dedi: “O; kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.” (Şura 25)

Ancak tövbenin samimi ve makbul olması için tövbenin şartlarının gerçekleşmesi gerekir. Nevevi Rahimehullah şöyle dedi: Alimler şöyle dedi: Her türlü günahtan tövbe etmek vaciptir.

Şayet işlenen günah kul ile Allah arasında ise tövbenin kabulü için üç şart gerekir:

1-İşlenen günahı bırakmak

2-Yapılandan pişman olmak

3-Günahın tekrarlanmaması için karar vermek. Bunlardan biri eksik olursa tövbe geçersizdir. (Riyazussalih s 14)

Anne ve babanın vefatından sonra bu şartların bazıları yerine getirilemeyeceği sorunu karşımıza çıkar. Bu soruna iki şekilde cevap verilir:

Birincisi: Pişmanlık başlı başına bir tövbedir. Abdullah b. Makal b. Mukarrin şöyle dedi: Babamla Abdullah b. Mesud’un yanına girdiğimizde şöyle dediğini işittim: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle demiştir: “Pişmanlık, tövbedir.” (İbn Mâce 4252, Ahmed 6/37, Elbani sahih dedi)

Tövbenin hükümlerinden biri de şöyledir: Şayet günahkâr ile günah işleme arasında sebepler kesilirse öyle ki günah işleme imkânı bulunmazsa bu durumda tövbesi kabul edilir mi? Bu; dili kesilen yalancı, iftiracı veya yalan şahitlik beyanında bulunan ve artık günah işleme imkânı olmayan kişiler hükmündedir… Bu konuda iki görüş bulunmaktadır:

Doğrusu ikinci görüş olup şöyledir: Tövbesi geçerlidir. Çünkü tövbe rükünleri gerçekleşmiştir. Elinden gelen pişmanlıktır. Müsned’de gelen rivayete göre: “Pişmanlık tövbedir.” Günah işlemekte pişmanlık gerçekleşir ve kişi kendini kınarsa tövbe sayılır. Şiddetli bir şekilde pişman olup kendini kınayan kimsenin tövbesi nasıl geçersiz sayılabilir?  (Medaric el Salikin 1/741-746)

Alimlerin cumhuru da bu görüştedir. Şeyhulislam İbn Teymiye Rahimehullah şöyle dedi: “Günahı işlemekten aciz olan kişilerin; zina yapamayan veya eli kesik olduğu için hırsızlık yapamayan kişiler gibi engelli olanların tövbesi alimlerin cumhuruna göre geçerlidir. (Mecmu el Fetava 10/746)

İkincisi: Allah’ın Müslümanlara ihsanda bulunduğu bir rahmeti de anne ve baba vefat ettiklerinde de sevap defterlerinin kapanmamasıdır. Böylece zamanında iyilik yapmayan çocuklar iyilik yaparak bu deftere ecir yazdırabilirler.

 

Vefatlarından sonra yapılabilecek hayır işleri:

1-Onlara çokça dua etmek.

Yüce Allah şöyle dedi: “Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” (İsra 24)

"İnsan öldüğü zaman, amelinin sevabı kesilir. Ancak (hayrın devamlı olması ve faydasının kesilmemesi sebebiyle) şu üç şeyin sevabı kesilmez: Sadaka-i Câriye (Müslümanların yararlanması için bir şeyi Allah rızası için vakfetmek gibi), faydalı ilim (insanlara Allah rızası için dinî ilimleri öğretmek veya bunun için kitap yazmak gibi) ve kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Muslim 1631)

Dua etmek anne ve babaya yapılacak en büyük iyiliktir. Ebu Hureyre r.a’dan rivayetle Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dedi: “Bir adamın cennetteki makamı yükseltilir de adam bu nedendir diye sorar? Ona: “Çocuğun sana yaptığı istiğfardan dolayıdır.” denilir.” (İbn Mâce 3660, Elbani 4/129 Hasen dedi)

2-Onlara sevabının ulaşacağı birtakım salih ameller işlemek:

Onların adına sadaka vermek. Onların adına hac ve umre yapmak.  Şayet vefat eden anne baba birtakım borç ve emanet bırakmışlarsa onların adına ödenir. Şayet başkalarının haklarına geçmişlerse hak sahiplerinden onların adına helallik istenir ve affetmeleri istirham edilir.

3-Anne ve babanın arkadaşlarına iyilik yapmak: 

Abdullah b. Dinar, Abdullah b. Ömer’den şöyle rivayet eder: “Bedevilerden bir adam, kendisine Mekke yolunda rastlamış. Abdullah ona selam vermiş ve kendisini binmekte olduğu bir eşeğe bindirmiş. Başında bulunan sarığı da ona vermiş, İbnü Dinar demiş ki: Biz kendisine: "Allah hayrını versin! Bindiğin eşeği o bedeviye neden verdin?" dedik.  Şöyle dedi:

"Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dediğini işittim: “Şüphesiz ki, iyiliğin en iyisi, evlâdın baba dostlarını sılada bulunmasıdır.”" Bedevinin babası Ömer r.a’nun arkadaşıydı.”  (Muslim 2552)

En doğrusunu bilen Allah'tır (cc). 

 

Kaynakça

  • ed-Duveyş, Şeyh Muhammed. Aile Hukuku ve Ebeveyn Sorumlulukları Üzerine Ders ve Makaleler.

  • İbn Bâz. Güncel Fetvalar ve Sıla-i Rahim Değerlendirmeleri.

  • İbn Hacer el-Askalânî. Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî. Cilt 10, s. 406.

  • İbn Teymiyye. Mecmû‘u’l-Fetâvâ. Cilt 10, s. 746.

  • İbnü’l-Kayyim el-Cevziyye. Medâricü’s-Sâlikîn. Cilt 1, s. 741–746.

  • İmam Nevevî. Riyâzü’s-Sâlihîn. s. 14.

  • Müslim b. el-Haccâc. Sahîh-i Müslim.

    • Kitâbü’l-Birri ve’s-Sıla (Hadis No: 87, 2552, 4627)

    • Kitâbü’l-Vasıyye (Hadis No: 1631)

  • Muhammed b. Ismâîl el-Buhârî. Sahîh-i Buhârî.

    • Kitâbü’l-Edeb (Büyüklere saygı ve anne babaya iyilik babları, Hadis No: 5976, 6675)

 

Yazar: Zehra BULAK

 

**************************************