Dünya yaratıldığından, insanoğluna varlık elbisesi giydirildiğinden beri insanın kendini gerçekleştirme, alanını oluşturma ve genişletme arzusu hep var olmuştur.
İlk dönemlerde yaşamda kalma içgüdüsüyle şekillenen bu arzu, zamanla ihtiraslara dönüşmüş; nihayetinde savaşların fitilini ateşlemiştir.
Bu savaşlar, başlangıçta insan gücüne dayalı ve daha basit bir matematiğe sahipken; içinde bulunduğumuz asırda teknolojinin hayatımıza nüfuz etmesiyle çok katmanlı denklemler hâlini almıştır. Artık savaşlar er meydanlarında kazanılıp kaybedilmemekte; aylar, hatta yıllar boyunca yavaş yavaş düşman tarafından zihinlerimize işlenmektedir.
“Düşman” diyorum; çünkü bize karşı iyi niyet taşımadıkları açıktır ve bizi açıkça bir tehdit olarak görmektedirler.
Sosyal medya platformlarından filmlere, oradan haber mecralarına kadar uzanan bu geniş alanda yürütülen algı çalışmaları; ahlaki ve dinî değerlerimizin içini boşaltmayı, toplumu yozlaştırmayı ve her türlü iffetsizlik, aşırılık ve bozgunculuğu meşrulaştırmayı hedeflemektedir.
Ahlaksızlık, “özgürlük” kisvesi altında pazarlanmakta; buna itiraz edenler ise “yobaz” yaftasıyla toplum dışına itilmek istenmektedir. Öyle ki bugün “edep” kelimesinin dahi zikredilmesi, tepkiyle karşılanabilecek bir hâl almıştır.
Bu atmosferde yetişen gençlerin, iyi niyet taşımayan odaklar tarafından fonlanan film, program ve popüler figürlerin sıkı takipçisi hâline gelmesi elbette tesadüf değildir. Zira ortada bilinçli ve sistemli bir plan vardır ve bu plan, onlar adına kusursuz şekilde işlemektedir.
Peki bu noktada büyük resmi görüp gidişattan kaygı duyan, ümmetin derdiyle dertlenenler ne yapmalıdır? Kendimizi bu soğuk savaştan nasıl muhafaza edebiliriz?
İşte tam da burada dinimiz yol gösterici bir pusula olarak karşımıza çıkar.
Kur’ân-ı Kerîm’de
وَالْعَصْرِۙ
اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ
Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir.
(Asr Suresi, 103/1–2)
buyurularak, insanın zamanını nasıl tükettiğine dikkat çekilmektedir. Bugün yozlaştırma projelerinin merkezinde yer alan filmler, programlar ve yapay şekilde öne çıkarılan figürlerle meşgul olmak; evvela zamanın heba edilmesine yol açmaktadır. Ayet, bunun ne denli büyük bir kayıp olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Zira bu unsurların hedef kitlesi olan gençler, hayatlarının en verimli dönemlerini başkalarının hayatlarını izleyerek; amaçsız ve sığ gündemler arasında tüketmektedir.
Bunun en görünür örneklerinden biri Instagram’dır. Akışta tutma ve vakit çalma üzerine inşa edilmiş algoritmalar içerisinde, iradesi aşındırılmış gençler olarak bizi ilgilendirmeyen hayatlara maruz kalmakta; kıyas, tatminsizlik, depresyon ve üretkensizlik sarmalına sürüklenmekteyiz.
Nitekim Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, güzel Müslüman oluşundandır.” (Tirmizî)
Müslüman genç; gündemini başkalarının belirlediği başlıklarla değil, kendi değerleri, ölçüleri ve öncelikleriyle inşa eden gençtir. Ahlâkı, adaleti, ilmi ve ümmet bilincini dert edinmesi gerekirken; magazinsel olaylar, yalnızca şehevî duygulara hitap eden içerikler ve sanal alkışlarla oyalanması ciddi bir çelişkidir.
Bugün Filistin, Doğu Türkistan ve benzeri zulüm coğrafyaları; ilim, şahsiyet inşası ve adalet meseleleri konuşulması gerekirken, anlamsız trendlerin ümmet gençleri arasında gündem hâline gelmesi derin bir uyanış ihtiyacına işaret etmektedir.
Bu noktada
وَالَّذٖينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
Mü’minûn Suresi, 23/3
ayetini mihenk taşı edinerek çözüm yollarını konuşmak elzemdir.
Daha somut ve uygulanabilir olması adına maddeler hâlinde ele alalım:
1. Uzak dur!
“Onlar boş ve faydasız sözlerden yüz çevirirler.” (Mü’minûn, 23/3) ayetini ilke edinmeliyiz. Güne sosyal medya ile başlamak gibi alışkanlıklar terk edilmelidir. “Rabbim, Senin rızan için yüz çeviriyorum.” diyerek çalınan dikkatimizi bilinçli şekilde geri almalıyız.
2. Keyifli olmaktan çıkar!
Size haz verip hiçbir fayda sağlamayan alışkanlıkları cazip olmaktan çıkarmak gerekir. Bu alışkanlıkları ulaşılması zor, külfetli hâle getirmek ve konfor alanı dışına taşımak önemlidir. Örneğin, telefonu elinize aldığınızda soğuk bir ortamda veya rahatsız bir koltukta oturmayı tercih etmek, geçirilen süreyi ciddi biçimde azaltacaktır.
3. Tefekkür et!
Bu madde, şahsî bir farkındalıkla özellikle eklenmiştir. Günümüzde tefekkürün ciddi biçimde azaldığı aşikârdır. Zira zihnimiz sürekli malayani ile meşgul edilmekte, dikkatimiz parçalanmaktadır. Ekran süresi ile zihinsel dağınıklık arasındaki paralellik inkâr edilemez. Bu sebeple, tuşlu telefon kullanımı ve akıllı telefonu yalnızca belirli saatlerde tercih etmek, dikkatin yeniden inşası açısından ciddi bir adımdır.
4. Ortak bilinç inşa et!
Mücadele yalnızca bireysel arınma ile sınırlı kaldığında eksik kalır. Müslüman gençliğin asıl ihtiyacı, ortak bir gündem ve kolektif bir bilinç inşa edebilmektir. Faydalı okuma halkaları oluşturmak, gündemi belirleyen değil gündem üreten olmak; zulüm coğrafyalarına dair bilinçlenmek ve bu bilinci yaymak bu noktada önemlidir. Zira ümmet bilinci, yalnızca neye karşı durduğumuzla değil; neyin tarafında olduğumuzla anlam kazanır.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; ekranlara gömülmüş, tepkisel ve dağınık bir gençlik değil; şahsiyetli, bilinçli ve derdi olan bir Müslüman gençliktir. Ucuz gündemlerden kurtulmak, önce zihni ve kalbi arındırmakla başlar. Ancak bu şekilde gençlik, hak ettiği izzete kavuşabilir.
Zira İslam, gençlerin omuzları üzerinde yükselmiştir.
Selâm olsun Üsâme bin Zeyd’e, Mus‘ab bin Umeyr’e, Abdullah bin Mes‘ûd’a; selâm olsun Ebû Ubeyde’ye, Yahya Sinvar’a ve bu şerefli davada gençliğini bir şahsiyet inşasına adamış tüm gençlere.
Esselâmü aleyküm.
Clear, J. (2018). Atomic habits: An easy & proven way to build good habits & break bad ones. Avery.
Kur’ân-ı Kerîm. (n.d.). Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
Tirmizî, M. b. İ. (n.d.). Sünen
ü’t-Tirmizî.