Dünya Penceresi
24.04.2026

Bilge Kral: Aliya İzzetbegoviç


Balkanlar denildiğinde akla gelen ilk ülkelerden biri şüphesiz Bosna-Hersek’tir. Bu topraklar, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarih boyunca yaşadığı derin acılar ve yetiştirdiği önemli şahsiyetlerle de hafızalarda yer edinmiştir. Özellikle Srebrenitsa Katliamı, Bosna’nın yakın tarihine damga vurmuş trajik bir olay olarak insanlık tarihinde silinmez bir iz bırakmıştır. Ancak Bosna sadece acılarıyla değil, aynı zamanda bu zorlukların içinden çıkan güçlü liderleriyle de hatırlanır. Bu liderlerin başında hem siyasi kimliği hem de düşünce dünyasıyla öne çıkan Aliya İzzetbegoviç gelir.
 


 

1925 yılında doğan Aliya, Müslüman bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelmiş; küçük yaşta ailesiyle birlikte Saraybosna’ya taşınarak burada yetişmiştir. Ailesinin değerleri, ve annesinin verdiği dini eğitim onun karakterinin ve düşünce yapısının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Lise dönemlerinde komünist propagandalarından etkilenmiş ve hak-haksızlık problemleri ile meşgul olmuştur. Batı felsefesini etkileriyle bir karmaşa yaşamış olsa da İslam ile bağı hiçbir zaman kopmamıştır. Gençlik yıllarında bir çok felsefi kitap okuyup bir çok yazarın fikrini benimsemiştir. 



Bu dönemlerde Mladi Muslimin (Genç Müslümanlar) derneğine girerek birçok faaliyette ön planda oldu. Bu faaliyetler, Aliya’nın yalnızca bir gençlik arayışı içinde olmadığını, aynı zamanda düşüncelerini toplumsal bir zemine yatırarak kendi halkına bir rehber olma misyonunda olduğunu gösterir. Ancak bu süreç, onun için her zaman kolay olmamıştır. Dönemin siyasi koşulları nedeniyle baskılara maruz kalmış, hatta fikirleri nedeniyle hapis cezası almıştır. Bu durum, onun düşüncelerinin tüm insanlığa ışık niteliğinde olması sebebiyle onu etkilememiş aksine yaptığının ne kadar doğru olduğunun bilincini yaratmıştır. Bu süreçten sonra Aliya, eğitim hayatına devam ederek Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur.



Zamanla Aliya sadece okuduklarından etkilenen bir genç olmaktan çıkıp, kendi fikirlerini üreten bir düşünür haline gelmiştir. Herkes tarafından bilinen ve İslam camiasında yankı uyandıran "Doğu-Batı Arasında İslam" ve "İslam Deklarasyonu" isimli kitapları, onun liderliğini ve iyi bir düşün yazarı olduğunu göstermiştir. Bu noktada Aliya’nın düşünce dünyasını daha yakından anlayabilmek için eserleriyle hemhâl olmak gerekiyor.


Doğu ve Batı Arasında İslam adlı eseri Aliya'nın insan, toplum ve medeniyet üzerine geliştirdiği fikirlerinin açıkça toplandığı bir kitaptır. Bu eserde Aliya, Doğu’nun maneviyatı ile Batı’nın akılcılığını karşılaştırıp, bu iki dünyanın aslında birbirini tamamlayabileceğini savunmaktadır. Ona göre insan, yalnızca maddi ihtiyaçlardan ibaret bir varlık değil, aynı zamanda ruhsal ve ahlaki yönü olan bir bütündür. Bu nedenle ne Batı’nın materyalist yaklaşımı ne de Doğu’nun mistik anlayışı insanı tam olarak açıklayabilir.


İslam Deklarasyonu ise daha çok toplum ve siyaset üzerine yoğunlaşmaktadır. İslam’ın sadece bireysel bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumsal düzeni de şekillendiren bir kanunlar bütünü olduğunu savunur. Ancak burada dikkat çeken nokta şudur ki Aliya, katı ve dayatmacı bir üslup kullanmaktan uzak durmaktadır. Aksine, İslam’ı özgürlük, adalet ve ahlak temelleri üzerine kurulu bir sistem olarak ele alır. Bu iki esere baktığımızda Aliya sadece bir siyasi lider değil, aynı zamanda derin fikirlere sahip entellektüel ve "Bilge Kral" diyebileceğimiz nadide bir kişiliktir.


1992-1996 tarihlerinde Bağımsız Bosna-Hersek cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir. O dönemde Bosna halkı büyük bir savaşa ve sistematik bir soykırıma maruz kalmış, ülke tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşamıştır. Cumhurbaşkanı Aliya müslüman katliamına son vermek için Dayton anlaşmasını imzalamak durumunda kalmıştır.


Aliyanın o meşhur sözleri tam da bu dönemin çarpıcı bir özeti niteliğindedir;

"Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız tek şey düşmanlarımızın sözleri değil dostlarımızın sessizliği olacaktır." 
 


 


Aslında Aliya’nın hayatına ve baktığımızda, sözde medeni Batı’nın yaşanan katliamlar karşısındaki tutumu ve sonrasında “barış” adı altında sunulan anlaşmalar, uluslararası sistemin çelişkilerle dolu olduğunu gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu durum sadece Bosna’nın değil, tüm insanlığın vicdanında derin bir sorgulamaya yol açmış ve hâlâ devam etmektedir.
Tam da bu noktada Aliya İzzetbegoviç’in duruşu, onu diğer liderlerden ayırmıştır. O, tüm bu zorluklara rağmen adaleti, özgürlüğü, İslami değerleri ve insan onurunu savunmaktan vazgeçmemiştir. Bu yönüyle Aliya, yalnızca bir devlet adamı değil, aynı zamanda zor zamanlarda bile değerlerinden ödün vermeyen bir vicdan ve fikir insanı olarak tarihe adını altın harflerle kazımıştır

Şu sözleri de asla unutmamalıyız ki "İslam korkakların değil cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir."


Yazar: Zeynep BEKÇİ


Koordinatör: Şüheda EKİN 
Editör: Mekiye Aksa YEŞİL